5- Aptallar için Tarımsal Ar-Ge Projesi, Bölüm 5

Dönüp dolaşıp bölümden şikayet ediyorum değil mi? o zaman neden yaptım bu kadar işi o kadar anlamayan adam arasında değil mi? bir yeri bırakıp gitmek kolay mı? hayır değil ama nasıl bıraktım, şöyle oldu. ben bu projeyi yürütmeye başladığımda yüksek lisans yapıyordum, süreç içerisinde yüksek lisansı bitirip, hassas tarım üzerine doktoraya başladım. doktoram için gerekli cihaz pahalıydı ve onu da ben yaparım diye yola koyuldum, o sırada üniversitede iyi fikir yarışması vardı ve o yarışmaya katıldım, 3. oldum.

hem de canlı yayında. sonra o projeden gelen parçalar bölümde bir dolaba, dolap bir odaya ve oda bölüme kitlendi, hiçbir anahtar bende yoktu. ben her seferinde anahtar peşinde koşmaktan bıkmıştım ve bir gün, proje yürütücüsü hocamla beraber, bölüm başkanına giderek, “hocam, bölümde 2 proje yürütüyorum ve doktora yapıyorum, haftada 1 gün, bir kaç saatliğine, bu katta olmasa da olur, cihazların pilini kontrol etmeye ve bölüm iha’sının pilini şarj etmeye bir masa gösterir misiniz” dedim,

o, egosu dışında hiçbirşeyi olmayan profesörcük de “uzay projesi mi yapıyorsun” diye pişkin pişkin güldü. kapıyı çaptım çıktım gittim üniversiteden kaydımı “bölümde gördüğüm mobbing nedeniyle sildirmek istiyorum” diye dilekçemi verdim. bölümden kaydımı sildirdikten 2 ay sonra act-in-space adlı bir hackathon’a katıldım ve 3. oldum, adım Airbus’un, ESA’nın sayfasına yazıldı şirketi kurunca da “success stories” bölümüne girdi.

el kapaq 😉 ben o muameleyi hak etmedim kardeşim, siz bunları bilmeyi hak ediyorsunuz. akademi bir ayağı çukurda, diğer ayağı da 10 yıla çukura girecek bir daha asla çıkamayacak bir organizma ve yok olmayı hak ediyor. bu introları neden yazıyorum? çünkü bu projeleri geliştirmek sanki kolaymış gibi bir de diğer insanlarla uğraşmanın zorlugunu gözlerine sokmak için. ya insan denilen yaratıkla uğraşmak kolay mı? öyle kısa yoldan bir b.k oluyor mu? ağzına attın, çiğnemeden yuttun mu? ne zaman çıkarıyorsun vücuttan? haydi konuya;

Raspberry Pi, o zamanlar, çip krizi ve pandemiden uzun zaman önce, ingiltre’de cambridge üniversitesinin bir startup’u olarak kurulmuş ve çocuklara linux’u sevdirmek, görüntü işlemek vb. konularında eğitim platformu olarak çıkmış, ama böyle endüstriyel ve sera ortamında çalışacak bir cihaz olabilir miydi? Bir tane raspberry pi aldın ve denemelere başladın. Ama ne deneyecektin ki? ne yapılırdı bu kart ile? 2 tane usb, ethernet, svideo, kamera girişi, ekran çıkışı, sd hafıza kartı ile işletim sistemi çalıştırma ve arduino ile voltaj uyumsuz 26 tane pin (yenilerinde 40 tane var). çok az kaynak bulunan bu “nazlı” kart ile çalışmak hiç de kolay değildi. ama çok sağlam bir başlangıç ve mükemmel derecede doğru bir karardı!

Öncelikle radyoyu taktın ve bir kod buldun, derledin, frekans ve kanal ayarlaması yaptın, paket boyutunu vb. de ayarladın ve sonuç olarak neredeyse istediğin gibi çalışan bir cihaz çıktı. Ama halen serada çalışacak mı emin değildin. Bu süreçte smd lehimlemeye başladıgın için bir tane sıcak hava kaynağı aldın ve  dolayısıyla hem snesörler hem piller hem de işlemciler üzerinde bu denemelerine başladın.

Ama raspberry pi çok güç harcıyordu, arduino bu işi yapamaz mıydı? yapardı belki, denedin mi? denedin, arada ciddi fark vardı. 240ma çok büyük değil, ama 4 kanal, 24 saat?

Raspberry pi de bu deneklerinden birsi oldu. Teorik olarak belli bir sıcaklığa kadar zorlayınca raspberry pi’de kapanma tespit ettin dolayısıyla kutunun hem aktif olarak enerjisi olması hem de mutlaka içinde bir hava akışı olması gerekiyordu. Bir tane ip65 kutu aldın, içerisine raspberry pi’leri yerleştirdin ve bir kaç sensör asarak denemesini yaptın. Bölüme de bir kaç tane raspberry pi koydun ve verileri gerçek zamanlı olarak seradan alabiliyor musun onu denemeye başladın.

Buraya kadar geçek süre 6 ay. Daha önce başladıgın 6 ay pili dayanacak cihaz artık can çekişmeye başladı ve hayatını kaybetti. Bu süreç içerisinde evde yaptıgın denemeler de bir temizlik kazasına kurban gitti ve sinirden çatlamaya başladın ve kontrolü korumalıydın, koruyamadın. -insanları bu tür projeler uğruna kırmaya değmiyor. eğer kontrolü koruyamayacaksan hiç uğraşma. ders oldu ve halen hatırlıyorsun! mankafa, değer mi bu ülkede bu konu ile uğraşmaya? değmiyor-. Raspberry pi’ler üzerinde sadece veri alma gönderme operasyonlarının kendi arasında değil, bulutla da olabileceğini keşfettin, sonuçta bir bilgisayardı ve internete veri basabilmesi gerekiyordu.

Bu sıralarda bir hosting ve sunucu hizmeti kiraladın ve ftp üzreinden veri gönderebiliyor musun onları kurcaladın windows ve linux’e sahip iki tane sunucuya aynı anda, farklı raspberry pi lerden gelen verileri göndermeyi denedin, sonuç başarılı gibiydi. Halen bir sorun vardı, o da veri topladıgın dosyanın boyutuydu. Arada bu cihazlara gidip bakman gerekiyordu yoksa dosya bozulursa bütün çalışma boşa gidecekti.

Sistemi temelde, tek bir frekanstan veri kaybı olmasın diye 3 frekanslı olarak tasarlayıp denemesine başlamıştın ama sonradan 4 frekansa çıkardın ve  4 frekans arası veri iletişim testi yapmayı istedin. Sadece sera içerisindeki sıcaklıgı ölçmek için başladıgın projede çoklu frekanslı kablosuz veri aktarım sistemi yapmış ve TRL8’I zorlar hale gelmiştin. Ama halen seni anlayan yoktu, çünkü yıl 2013-2014 idi.

Create your website with WordPress.com
Get started