1- Aptallar için Tarımsal Ar-Ge Projesi, Bölüm 1

Ufak bir hatırlatma; beni gerçek hayatta tanıyanlarla sadece online olarak tanıyanlar arada inanılmaz bir farklılık olduğunu bilir. Ben, yaşadıklarım gereği insanlarla olan iletişimimi minimum seviyesine indirdim, çok sınırlı bir ağım var ve öyle de olması gerekiyor. Neden? %99.99’unuza iyilik yaramıyor. Hemen konu bir yerlere gitmeye başlıyor, savunma, siyaset, spor falan filan gibi boş konulara. Yani ben burada insanların gıdasını üretmek için hayatımı adamışım, sen gelip savunma sanayiine gir falan diyorsun, git kurşun ye! banane! Sinir hastası yapacaksınız kurtulacaksınız sonunda. Savunma sanayii’ne girersem sizin için faydalı olmaz. Tüm yaptıklarım %99 doğrulukla çalışıyor. Evet bir uyarıdır. Aynı zamanda, teknorat değilim ama ilgimi çekmeyen konular hakkında konuşulmasını sevmem burada yazdığım ve yazacağım herşey de senin ilgini çekmek zorunda değil, intro’da dediğim gibi, okumak zorunda değilsin, bu nedenle, buna alındıysan burada okumayı bıraksan iyi olur, senin hassas beynin için hiçbirşeyi hafifletmek zorunda değilim, bunlar benim yaşadıklarım, götüne güveniyorsan kalk sen yap aynısını, bu ülke için, bir kuruş kazanmadan, hatta üstüne para harcayarak, hadi? Bu yazıları sadece bu konuları artık kafamdan atmam gerektiği için yazıyorum. Her salağın yaptığı gibi psikoloğa anlatıp, her manyağın yaptığı gibi sigara ve alkol bağımlısı olamam değil mi? Ben yazıp, konuşup atıyorum kafamdan, sistem böyle çalışıyor! Sonra arkamdan “ne gıcık adammış bu ya” deme, önce yaptığını göster, onun üzerinden konuşalım, hodri meydan, makalelerine güvenme, gel buraya yaz, wordpress hesabı bedava!

fanus fareleri. aslında 360 derece fotoğraftır, çaktırmayın. karşıda gözüken uludağ, sis-toz bulutu altında bursa, aşağıda görünen yerler uludağ üniversitesi.

Hiçkimsenin tarımı ciddiye almadığı bir ülkede, yani sadece savunma sanayiinin önemli olduğu, diğer konuların ise tamamen görmezden gelindiği bir insan varlığı toplumunda, diyelim sadece rahat battığı için tarımda bir sorunu çözeyim diye yola çıkmak istediniz. Önce çözülecek sorunu kafanızda iyice oturtmanız lazım. Örnek olarak benim yaptığım projelerden bir tanesi üzerinden gidelim, sera içerisindeki sıcaklık ölçümü.

yol tarafındaki minik sera, diğer sera içerisinde de sensörler vardı, ölçüm için değil mesafe testi vb.

Bu proje için devletten ve üniversiteden bir kuruş cebime girmediğini de açıkça belirteyim. Proje bütçesi 60000TL idi, projeden alınanlar içerisinde devre kartı üretimi yoktu, lehimleme yoktu, sunucuda veri depolama yoktu, önceki ar-ge giderleri yoktu, ulaşım yoktu, kargo yoktu, gümrük yoktu, antenler için uzatma kablosu bile yoktu, bunların hepsini ben kendi cebimden yatırdım. Proje sürecinde kullanılan donanımın yarısının parası benim cebimden çıktı, ama ona rağmen yaranamadım. Peki böyle bir kerizliği neden yaptım? acaba neden yaptım…?

Her ar-ge ve/veya ür-ge ve/veya ar-in (araştırma ve inovasyon) ve/veya in-ge projesinde olduğu gibi bu projede de yüzlerce farklı değişken vardı ve bir şekilde bunların varlığından habersiz olarak yola çıkmıştım, tam bir aptal gibi, şimdilerde ise dahi diyorlar o ayrı konu, ona da belki değinirim.

Haydi başlayalım. Ne diyorduk, sera içerisindeki sıcaklık ölçümü değil mi? Öncelikle neden ölçeceksin onu belirlemen gerekiyor. Bu durumda, enerji kısıtı oldugu ve enerjinin verimli kullanılması gerektiğinden dolayı ölçmeyi hedeflemiştim.

Peki bu sıcaklık ölçümü tek başına yeterli olacak mı? Sıcaklıkla başka değişkenler etkilenmiyor mu? Mesela havadaki nem sayesinde hissedilen sıcaklık gibi? Tabii ki etkileniyor. Tamam, bunları ölçeceksin, ama ne ile? Termometre asıp, arada gidip bakacak mısın?

ziraat fakültesi 🙂 yukarıdaki büyük bina tarım ekonomisi, olmayan peyzaj mimarlığı, biyosistem mühendisliği, toprak, gıda mühendisliği, sağdaki binalar, üst, bahçe bitkileri, bitki koruma, alt, zootekni, tarla bitkileri, sol alt, dekanlık, sol, derslik, sol üst amfi

Hem de ne yaptığını bilmeyen, Amerika’yı yeniden keşfetmeye çalışırken pusulalayı bile nasıl kullanacağını bilmeyen bazı akademisyenlerin oldugu bir kurumda, camları çatlak bir serada buna yapmaya değecek mi? (not, bu projede sözü geçen sera, sera nın bağlı olduğu bölüm ve bölümün de dahil oldugu fakültenin bazı akademisyenleri ile uğraşacağıma, kendi tarlamıza sera kursam daha az sinirli biri olurdum, bu tür akademik engeller sadece zaman kaybıdır, bunu unutmayın, o mallarla uğraşmak sadece hayatınıza mal olacak, hiçbir boku değiştiremeyeceksiniz, kimsenin umrunda değil çünkü.) değip değmeyeceğini bilmeden yola çıktık bir şekilde.

şaka değil mi bu? evet şaka.

Sera içerisinde sıcaklık ve nem ölçecektik ve bu rastgele asılan termometreler ile olmayacaktı, çünkü, camları çatlak bir seranın kapısında bir kilit vardı ve kilidin bir anahtarı vardı, o anahtarı her seferinde bir akademisyenden istemek gerekiyordu. Peki nasıl olacaktı bu iş? İşte Araştırma ve Geliştirme burada başlıyor. Sorun belli, sorunun çözümü ile ilgili araştırmanın içine giriyorsunuz.

önce serayı ölçer biçer modellersin proje yazmak için

Değişkenler neler? Devasa tablolar sizi bekliyor. Sonuçta bu kadar çok değişkenin olduğu bir proje ile uğraşan bırakın yüksek lisans öğrencisini, profesör bile yoktu fakültede. Çünkü bunun içerisinde Geliştirme de vardı. Sadece sıradan bir araştırma projesi değildi. Benim en çok gururuma dokunan konulardan biri ile başlayım hikayesine, en az sayıda seraya giderek yapmak gerekiyordu ve mümkünse bölüme de, malum, bölümün tuvaleti bile anahtarla erişime açıktı (ağanın bokunun üzerine bok olur mu loğ?), sıkışırsan öğrenci bloğuna geçmen gerekiyordu.. sen sen sen (buraya bir ibrahim yerleştir).

Veriyi nasıl alacaktık peki? Sera dışına bir ethernet kablosu çeksek, arada bir terminali bağlasak alsak falan? Fanteziler fanteziler. Ne var elimizin altında? Yani ne kullanabiliriz bu işler için? Arduino.

zamane çocukları arduino bir işe yaramıyor diyor, başladığım seviye buydu. seri port. 168A, ey gidi günler.

Ne işe yarar? Ben neden aldım? Fotoğraf makinemde timelapse çekim özelliği yoktu, onu yapabilmek için aldığım programlanabilir bir açık kaynaklı (buz dağının üzerindeki bir kar tanesi) bir geliştirme kartıydı.

bulabildiğim versiyon bu arşivden, üzerindeki cihaz aslında uzaktan kumandalı aracın devresi, arduino’lu olan yok, kendisini yapmakla çok meşgulmüşüm

Peki yeterli olacak mı? bir platform olarak belki, bir yere kadar. Sonuçta istediğimiz programı (neredeyse) yükleyip kullanabiliyoruz. Hali hazırda dünyada bir açık kaynaklı donanım ve yazılım devrimi başlamış ve Çin, dünyanın gelişmesi için oluşturulmuş furyayı, kendi dominasyonunu arttırmak için deli gibi pcb basıyor ve cihaz satıyorken daha iyi bir fırsat olabilir mi? tabii ki hayır. Dolayısıyla Arduino kullanacaktık, piyasada bol bulunuyor ve ucuzdu. Seçilen model üzerinde dijital giriş çıkış, analog giriş, i2c, spi, uart vb. bir sürü özellik vardı. Bu özelliklerin detaylarına bu yazıda girmeyeceğim ama teorik olarak işimizi görecek bir cihazdı.

işte böyle kısa kısa devam edeceğim, öyle binge watching yok, devamı diğer bölümlerde…

Create your website with WordPress.com
Get started